Salkım SöğütSöyleşi

Duran Doğan İle Şehrimiz Edebiyatı Ekseninde Mülakat

SALKIM SÖĞÜT RÖPORTAJLARI- 7

DURAN DOĞAN BEY İLE ŞEHRİMİZ EDEBİYATI EKSENİNDE MÜLAKAT “GENÇLERİMİZİN İÇİNDE OLMADIĞI PROJELERİN GEREKLİLİĞİ SORGULANMALI”

Ali AVGIN – Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Duran DOĞAN– Andırın doğumluyum. Ortaöğrenimimi Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde tamamladım. Tabi o zamanlar Kadirli Adana’ya bağlıydı. Üniversite eğitimimi Malatya İnönü Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladıktan sonra, çeşitli kurumlarda öğretmen olarak çalıştım. İl Milli eğitim şube müdürlüğü, il müdür yardımcılığı görevlerinde bulundum. Halen Büyükşehir Belediyemizde Kültür, Spor
ve Turizm Daire başkanı olarak görevime devam ediyorum.

“EDEBİYAT KÜLTÜR ATÖLYELERİMİZDE YAKLAŞIK 5 BİN KİŞİ İSTİFADE ETTİ”

A.AVGIN – Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kültür Spor ve Turizm Daire başkanlığı gibi önemli bir görevi icra ediyorsunuz. Büyükşehir belediyemizin edebiyata ve edebiyatçılara olan katkısından biraz bahseder misiniz?

Duran DOĞAN -Bu göreve başlayalı yaklaşık 4,5 yıl oldu. Göreve başlayınca Büyükşehir Belediye Başkanımızın öncülüğünce, kültürel kalkınma eylem planımızı hazırladık. Planımızı hazırlarken, şehrimizin kimliğini ve marka değerini oluşturan konular üzerinde kafa yorduk. Bunlar; edebiyat, şehrimi ze kurtuluşu getiren özgürlükçü ruh, kadim tarihi doku, doğa, el sanatları, gastronomi ve daha nice değerli başlıklardan oluşuyor. Aslında burada saydıklarımızın hepsiyle ilgili yürüttüğümüz projelerimiz var. Ancak edebiyat, bu şehrin kimliğinde ayrı bir yere sahip. Dolayısıyla edebiyat özelinde birtakım çalışmalar yürüttük. “Kahramanmaraş Akademi” ismiyle edebiyat ve kültür atölyeleri kurduk. Bu atölyelerde her yıl 3 dönem olmak üzere toplamda 10 dönem kurslar açtık. Burada yazı, dergi, öykü, sosyoloji, yeni medya, sinema, kısa film, bilim tarihi başta olmak üzere birçok atölyede kurslar düzenledik. Şu ana kadar bu atölyelerden yaklaşık 5 bin kişi istifade etti.

“YİTİKSÖZ, EVELÂHİR, BERDÜCESİ VE MÜŞTEREK GİBİ DERGİLERİMİZİN YANI SIRA 4,5 YILDA 65 ESER YAYIMLADIK.”

Ali AVGIN – Büyükşehir Belediyemizin çıkardığı edebiyat dünyamızda yer alan önemli dergiler var. Birazda bu dergilerimizden bahseder misiniz?

D. DOĞAN -Yitiksöz, Evelâhir, Berdücesi ve Müşterek dergilerini çıkardık. Bu dergiler 4 yıldır yayın hayatını sürdürüyorlar. Bunların yanı sıra 4,5 yılda 65 eser yayımlamışız. Bunun sonucunda Yitiksöz dergisi, ESKADER tarafından; diğer yayınlarımız da Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Kamu Yayıncılığı alanında ödüle değer görüldü. Özellikle dergilerimizde yeni yetişen genç yazarların yazılarının yayımlanması noktasında editörlerimiz çok ciddi bir gayret gösteriyorlar. Belli bir seviyeye ulaşmış olan ve kitapları olan yazarlarımızın kitaplarının mutlaka kütüphanelerimizde yer almasına özen gösteriyoruz. Yine yazarlarımızın gençlerle buluşup fikirlerini aktarmaları, diyaloglarını geliştirmeleri için kütüphanelerimizde kütüphane söyleşileri adı altında yazar-okur buluşmasını sağlıyoruz. Bu kapsamda şu ana kadar üç yüze yakın söyleşi gerçekleştiğini söyleyebilirim. Özellikle depremden önce her ay dergilerimizin adından ilhamla gerçekleştirdiğimiz, Yitiksöz Söyleşileri, Evelâhir Söyleşileri, Berdücesi Söyleşileri adı altında, her ay tanıdık bir yazarımızın gençlerle ve okurlarla buluşmasını sağlıyorduk. Bunlara kaldığımız yerden devam etmeyi planlıyoruz.

“ŞEHRİMİZ, KÜLTÜR BAKANLIĞI İŞBİRLİĞİ İLE12 BİN M2 KAPALI ALANA SAHİP BİR KÜTÜPHANEYE KAVUŞMUŞ OLACAK”

A. AVGIN – Edebiyatımıza yapılan bu güzel hizmetler yanında Büyükşehir Belediyemizin hayata geçirmeyi düşündüğü başka projeleri var mı?

D. DOĞAN -Her millet için olduğu gibi, bizim için de gençlerimiz çok önemli. Bütün çalışmalarımızın ağırlıklı kısmını gençler için planlıyoruz. Gençlerimizin içinde olmadığı projelerin gerekliliğinin de olmayacağını düşünüyorum. Bundan dolayı daha çok gençlerle ilgili projelere kafa yoruyoruz. Günümüzde edebiyatın, şiirin, gençler arasında yeterli ilgiyi görmediğini söylesek sanırım bu yanlış olmaz. Bundan dolayı gençlerin okumayı ve yazmayı sevebilecekleri sanatsal araçlarla buluşabilecekleri merkezler oluşturmayı düşünüyoruz. Son zamanlarda özellikle mega kentlerde yaygınlaşan kitap kafe kültürünün şehrimizde de yaygınlaşması arzusundayız. Yine Kültür Bakanlığımızla işbirliği halinde 12.000 m² kapalı alana sahip bir kütüphaneyi inşallah şehrimiz kazanmış olacak. Özellikle UNESCO yaratıcı şehirler ağına girmemiz halinde edebiyat şehir ve insan ilişkisi daha da sürekli ve sürdürülebilir bir çerçeveye oturmuş olacaktır.

“UNESCO YARATICI ŞEHİRLER AĞINA GİRMEMİZ HALİNDE EDEBİYAT-ŞEHİR VE EDEBİYAT-İNSAN İLİŞKİSİ SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ÇERÇEVEYE OTURMUŞ OLACAK”

A. AVGIN – Edebiyatın ve şiirin başkenti olarak tanınan şehrimizin, UNESCO yolunda katettiği mesafe nedir? Bu uğurda eksikliklerimizi giderecek ne gibi adımlar atılıyor?

D. DOĞAN – UNESCO kelimesi, İngilizce “United Nations Educational, Scientificand Cultural Organization” kelimelerinin baş harfleri alınarak oluşturulmuş ve dilimizde “Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu” biçiminde karşılanmıştır. Ülkemiz de 1946’dan bu yana bu yapı içine bulunmakta ve direktörlüğün temsilcisi olarak UNESCO Türkiye Milli Komisyonu. 1949’dan bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı da yine bu üst çatı altında 2004’te oluşturulmuş bir birimdir. Öncelikle şunu bilmemiz gerekiyor, bu ağ neden oluşturuldu? UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Programı’nın amaçladığı konu esasen şudur; İstatistiklere göre 2000’li yıllarda dünya nüfusunun yarısı şehirlerde yaşamaya başladı. 2050 yılında dünya nüfusunun %70 inin şehirlerde yaşıyor olacağı kabul görmektedir. Her ne kadar yaratıcı şehirler ağında şehirleşme 2050 yılında %70 leri bulacak denilse de büyükşehir belediyelerinin varlığı ile uzak dağ köyleri mahalle olarak kabul edildiği için bu sistem dahilinde, bizde şehirleşmenin %90 ları bulduğu bilinmektedir. Bizdeki şehirleşme bu anlamda dünyanın önündedir. Dolayısıyla şehirli bir toplumun yapması gereken bir takım işler, yürütmesi gereken bir takım faaliyetler bulunuyor.

Bugün Kahramanmaraş edebiyat alanında sağlamış olduğu birikimlerle, kendi sınırlarını aşmış ve haklı bir kabul görmüş durumdadır. Biz de Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi olarak, şehrin bu alanda elde ettiği birikimini sürekli hale getirmek amacıyla, şehrimizi UNESCO yaratıcı şehirler ağına dâhil etmek üzere çalışmalar yürütüyoruz. Tabii ki şu ana kadar şehrin bu birikimini ve gelecekte uygulamak istediği projeleri içeren dosyalarımızı UNESCO Türkiye milli Komisyonu‘na ilettik. Milli komisyon yetkilileri şehrimizi şu an itibarıyla ulusal listeye dahil ettiler. Tabii ki burada bizim de 6 Şubat’ta çok önemli bir afet yaşadığımızı
hesaba katarak yol almamız gerekiyor.

Şunu ifade etmek istiyorum bir taraftan yeni konutlar, işyerleri altyapı ve üst yapıda eksiklikleri giderirken, diğer taraftan da şehrin kimliğini oluşturan değerlerini yaşatmak için bu alanlara da yatırım yapma gereği var. Bu yatırımlarla birlikte edebiyat alanında yaratıcı bir endüstrinin yani edebiyat endüstrisinin şehirde oluşması gerekiyor. Bunu nasıl sağlayabiliriz? Bunu sadece kamu ve belediye imkânlarıyla değil; yerel ve sivil aktörlerin imkanlarını da harekete geçirmek suretiyle sağlayabiliriz. Yani bir şehirde edebiyatın beraberinde matbaada olacak, yayınevi de olacak, yeni yazarların yetişmesine imkan sağlayacak bir takım sivil girişimler de olacak.

Şehrin bütün resmi ve sivil aktörlerinin bu alanda imkanlarını zorlaması ve bu alanları desteklemesiyle, şehrimizin daha iyi bir noktaya geleceğine inanıyorum. Şu an itibarıyla edebiyat alanında UNESCO yaratıcı şehirler ağına dahil olmuş 42 şehir var. Bu şehirlerin her birinin ayrı ayrı değerleri öne çıkıyor. Sözgelimi Milano’da çok ciddi yayınevleri var. Ulyanovsk aynı şekilde, Rusya’da üretilen matbuatın yüzde otuzunu kendi şehrinde bastırıyor. Barcelona’da her yıl beş yüzden fazla kültür sanat ve edebiyat etkinliği gerçekleştiriliyor. Yani bizim aralarına dahil olmak istediğimiz şehirlerin hepsinin çok ayırıcı ve etkin özellikleri var. Şehir olarak bu alanda çok daha fazla yol almamız gerektiğini düşünüyorum.

“NASIL Kİ; YÜZ YIL ÖNCE EMPERYALİST GÜÇLERE O GÜN GEREKLİ SÖZÜ SÖYLEDİYSE, BUGÜN DE YARIN DA KAHRAMANMARAŞ’IN SÖYLEYECEK SÖZÜ OLACAK.”

A. AVGIN – Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir belediyemizce “Kahramanmaraş Uluslararası Şiir ve Edebiyat Günleri” etkinlikleri tertiplendi. Çok güzel programlar organize edildi. Bunlardan biraz bahseder misiniz?

D.DOĞAN – Uluslararası Kahramanmaraş Şiir ve Edebiyat Günleri’nin dördüncüsünü bu yıl depremin getirdiği ağır şartlara rağmen organize etmeyi başardık çok şükür. Biz Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi olarak bu etkinliğimiz 2020 yılında başlatmıştık. Bu etkinliklerle birlikte aynı zamanda Kahramanmaraş edebiyat ödüllerini veriyoruz. 2020 yılında yola çıkarken kendimize bir tema belirledik. Dedik ki; “çünkü sözümüz var.” Kahramanmaraş; Karacaoğlan‘dan Necip Fazıl Kısakürek, Aşık Mahsuni Şerif ‘ten Abdurrahim Karakoç‘a, Nuri Pakdil‘den Mevlana İdris Zengine, Bahattin Karakoç’tan Yasin Mortaş‘a kadar bir çok şair ve yazarı içinden çıkarmış ya da yetişmesine vesile olmuş bir şehirdir. Bizler de şehrimizin bu alanda sağlamış olduğu birikimin devamlı hale gelmesini istiyoruz. Çünkü bu şehrin; bölgesine ülkesine ve sınır ötesine söyleyecek sözü var.

Nasıl ki; 100 yıl önce Fransız ve o günün emperyalist güçlerine bu sözünü söylediyse, bugün de yarın da Kahramanmaraş’ın söyleyecek sözü olacak. Bu düşüncelerle uluslararası bir boyut kazandırmak istediğimiz şiir ve edebiyat günleri etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Bu yıl deprem şartlarına rağmen bu etkinliğimizi yine gerçekleştirdik. Bu yılki temamız; “edebiyat iyileştirir” oldu. Aralık ayının hemen başında gerçekleştirdiğimiz bu etkinliklerde, edebiyatın iyileştirici özelliği ile ilgili paneller yaptık, oturumlar gerçekleştirdik ve şiirler okuduk. Ayrıca bu yıl Siyonist İsrail’in masum ve mazlum Filistinlilere yıllardır sürdürdüğü zulmü ve katliamı arttırmaları ve bir soykırıma dönüştürmelerinden dolayı, Filistin ve Kudüs özelinde de programlar yaptık. Bunu sadece İsrail’i lanetleme ve kınama amacıyla yapmadık, bu konuda hepimizin bilincimizi diri, irademizi kavi tutmamız gerekliliğini vurguladık.

Bu yıl sekiz dalda edebiyat ödüllerinin dördüncüsünü verdik . Ülke geneli okurların yakından tanıdığı isimler ödül aldı. Yılın şiir kitabı ödülünü Ali Ural, yılın öykü kitabı ödülünü Aykut Ertuğrul, yılın romanı ödülünü Kaan Murat Yanık, yılın çocuk edebiyatı ödülünü Gökhan Akçiçek, yılın edebiyat dergisi ödülünü Yedi İklim, yılın araştırma inceleme kitabı ödülünü İsmail Aydoğan, yaşam boyu başarı ödülünü de D. Mehmet Doğan ve jüri özel ödülünü Filistinli yazar Halil Asli aldı. Önümüzdeki yıllarda uluslararası edebiyat günleri ve edebiyat ödüllerimizin marka değeri daha da yükselerek devam edecektir diye inanıyorum.

A .AVGIN – Kahramanmaraş’ta edebiyat alanındaki gelişmeleri nasıl buluyorsunuz? Yeterli mi? Değilse neler yapılabilir?

“DÜNE GÖRE ÇOK DAHA İYİ BİR DURUMDAYIZ”

D. DOĞAN -İsterseniz asıl düşüncemi en başta söyleyeyim tabii ki yeterli değil. Bunu çok farklı sebepleri var, sebeplerine ayrıca girebiliriz. Bizden önceki dönemlerde büyüklerimiz, abilerimiz çok güzel çalışmalar yapmışlar, edebiyat çalışmalarını daha çok sivil alanda yürütmüşler. Sözgelimi Karacaoğlan, Aşık Mahsuni Şerif, Abdurrahim Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek, Bahattin Karakoç, Hayati Vasfi Taşyürek, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Nuri Pakdil, Tahsin Yücel ve daha nice değerli isim ve usta kalemler olurken; bunu, kimlerin desteğiyle yaptılar ya da herhangi bir destek gördüler mi? Desteklenmesi tabii ki çok önemli, ancak edebiyat alanında bir şeyler yapmak, bir şeyler üretmek destekten ziyade, bir iklim meselesi diye düşünüyorum? Aynı dili konuşan insanların bir arada bulunma iklimi. Sözgelimi Abdurrahim Karakoç’u büyük bir şair yapan şey, hem onun yeteneği, hem ülke şartları hem de doğup büyüdüğü çevrenin edebiyat iklimidir. Bir yere oturduklarında çevresindeki eş-dost, arkadaş gruplarının söyleşileri hep edebiyat üzerineyse, aslında bu iklimi siz geliştiriyorsunuz, sizi de bu iklim geliştiriyor demektir.

Aynı şey yedi güzel adam için de geçerli. Daha ortaokul lise çağlarında birbiriyle arkadaş olan insanlardan söz ediyoruz burada. Biri şiirle meşgul olurken, diğeri öyküyle, bir diğeri başka bir yazı türüyle. Ama bir araya geldiklerinde hepsi de şiirden, öyküden, romandan, yazarlardan ve şairlerden söz ediyorlar. İşte bizim de amacımız şehirde böyle bir iklim oluşturmak. Siz, edebiyat alanındaki gelişmeler yeterli mi sorusunu yönelttiğinizde, ilk olarak bu iklim geldi aklıma. İkincisi, günümüz modern çağının imkânları yeterli düzeyde gençlere sunulabiliyor mu? Tabii ki biz elimizden geldiğince bir şeyler üretmeye çalışıyoruz, bir şeyler vermeye çalışıyoruz. Düne göre çok daha iyi bir durumdayız. Bugün dört tane dergi çıkarıyoruz Büyükşehir Belediyesi olarak. Bunun dışında sivil alanda başka edebiyat gruplarının çıkardığı dergiler var. Edebiyat alanında kim ne yapmak isterse buna her türlü desteği veriyoruz.

Sadece belediye olarak, kamu olarak değil, toplum olarak çok daha fazlasını yapabileceğimize inandığım için, yapabildiklerimizin henüz yeterli olmadığını düşünüyorum. Şehrimizde 1 milyon kitabı olan bir kütüphane olduğunda, şairler ve yazarlar evi olduğunda, edebiyat yolunda ismini verdiğimiz şair ve yazarlarımızın her birisi için bir şair yazar evi olduğunda, her mahallemizde her yaştan cinsten ve gruptan engellilerin de içinde olduğu insanların yararlanabildiği kütüphanelerimiz olduğunda, şehrimizdeki edebiyat toplulukları aktif olarak daha da arttığında, şehrimizin bir tiyatrosu, konservatuvarı olduğunda bu noktada istenilen düzeye yaklaşırız diye düşünüyorum.

“ŞEHRİMİZE HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKARSAK, ÇOK DAHA GÜZEL GÜNLERE BİRLİKTE ULAŞIRIZ”

A. AVGIN – Son olarak Salkım söğüt okuyucularına ne gibi bir mesajınız olabilir?

D.DOĞAN -Kahramanmaraş tarihi çok eskilere dayanan kadim bir şehir. Binyıllık bir Türk-İslam şehri. Dulkadiroğulları Beyliği’ne başkentlik yapmış, Osmanlılar döneminde kültür ve sanatla bağını güçlü tutmuş, özellikle el sanatları alanında bölgesine hakim olmuş, İslam dinine hizmet etmiş bir şehir. Kurtuluş Mücadelesiyle de bölgesine, ülkesine ve İslam coğrafyasına model olmuş, ilham vermiş bir şehir.

Biz bu büyük tarihin akışı içinde bir de çok büyük bir afet yaşadık. Ancak bunu sadece bir afet olarak değil, bir imtihan olarak da görmeliyiz. Nasıl ki Kurtuluş Savaşı günlerinde bölgemize ve ülkemize ilham kaynağı olmuşsak, ayağa kalkmışsak, bu afetten de gerekli dersleri çıkararak, bölgemize ve ülkemize örnek olacak güçlü rol model olma ilhamını vermeliyiz. Bunu sadece konutlar ve iş yerleri inşa ederek değil, aynı zamanda şehrin tarihi ve kültürel dokusunu da ihya ve inşa ederek yapmalı, kültür sanat ve edebiyatla bağımızı güçlü ve diri tutarak yapmalıyız. Şehrimize hep birlikte sahip çıktığımızda, bu çalışmaların hepsini bir bütün olarak düşündüğümüzde ve bu doğrultuda özverili çalışmalar içine girdiğimizde, çok daha güzel günlere birlikte ulaşacağımızı ümit ediyorum.

A. AVGIN – Sayın Başkanım verdiğiniz bu veciz bilgiler için çok teşekkür ediyorum.

D. DOĞAN -Ben de şahsınızda Mesder’e ve Salkım Söğüt okuyucularına
çok teşekkür ediyorum.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu