DenemeSalkım Söğüt

Hoşgörü

HOŞGÖRÜ        Deneme

Hoşgörü. Ne güzel bir kelime ama. Hepsi hepsi yedi harf ve iki kelimenin birlikte kullanılmasıyla dilimizin güzelliğini, zenginliğini ve anaçlığını ne kadar da güzel anlatıyor. Düşünün bir. Hem “görüyor”, hem de “hoş” yani “iyimser” görüyor. “Güzel” görüyor. Yani “güzel” bakıyor ve “güzel’’ görüyor. Bakış güzel olunca, gördüğü şeyin içinde mutlaka “hoş” bir şeylerin bulabileceğini de biliyor.

Gördüğü şey çok yanlış bir “tavır” ya da “söz” bile olsa, bu eylemin sehven veya bilgisizlikle ya da kişinin o andaki psikolojisinden kaynaklanan, kontrolsüz bir hareket olduğu savını ön plana alan sabırlı bir kabulleniş. Şu bir gerçek, hangimiz hata yapmıyoruz ki. Hangimiz bir süre sonra yaptığımızın hatanın farkına varıp, pişmanlık duymuyoruz ki. Bu hatalarımızın bizzat muhatabı olan dostlarımızın  ”hoşgörüsü” biz utandırmıyor mu?

 Hoşgörü ilkesizlik değildir kanımca. Tam da tersine, ilkeli bir duruşla, kendi hatalarınızın da olduğunu hatırlayarak, bu hatalarınızın birileri tarafından hoş görülmesinin ne kadar hoşunuza gideceğini düşünerek, sizin de başkalarına karşı duyarlılığınızın ve empatinizin gelişmesi değil mi?

Hoşgörü, olumsuz ön yargıyı, hassas bir zımpara gibi milim milim rendeleyerek, ona pürüzsüz bir yüzey kazandırma eylemi değil mi? İnsanları daha tam anlamıyla tanımadan, onlar hakkında olumsuz yargıda bulunmanın haksızlık olduğunun farkındalığı, savunmasını almadan birilerini mahkum etmenin insani olmayacağının bilincinde olma hali değil mi?

Hoşgörü, kendi eksiklerinin ve yetersizliklerinin de farkında olma belirtisi olamaz mı? Mükemmel olmayışın farkındalığı yani. Bu farkındalığa sahip olan biri, başkalarının hataları karşısında da olabildiğince toleranslı olacaktır elbette.

Hoşgörü, umursamazlık değildir bence. Aksine, başkalarını önemsemenin, hatta çok önemsemenin insani sonucudur dersek yanılmış olur muyuz?

Hoşgörü, “kendine güvensizlik” olabilir mi? Hoşgörü olsa olsa tam anlamıyla, hem kendine, hem de karşındakine güvenmek değil mi? Onun, günün birinde kendisini düzelteceğine ve seni de haklı çıkaracağına olan sabırlı inanç dersek, yanılır mıyız?

Hoşgörü, Yaratan’ın en büyük ve belirgin özelliklerinden biriyken, insan için nasıl sakıncalı ve gereksiz olduğu düşünülebilir ki?

Hayatımızdaki sadece bir tek günü bile, hiçbir şeyi, hiç kimseyi hoş görmeyerek geçirmeyi denemiş olsaydık, çok büyük ihtimalle o günümüz zehir zemberek, akrep kıskacında olmaya benzer sıkıntılı bir gün olurdu. Ve günün sonunda bu denli acımasız olduğumuz için kendimizi hoş görmezdik herhalde.

 “Hoşgörün” sevgili dostlar ve “hoşgörülü”  kalın.

Lütfi BİLİR

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu