
SORU: Okurlarımızın sizi daha yakından tanımaları için Ömer Kaya kimdir, biraz bahseder misiniz?
CEVAP: 1987 yılında Kahramanmaraş Elbistan’da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Elbistan’da tamamladıktan sonra yükseköğrenimimi Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Elbistan Meslek Yüksekokulu’nda sürdürdüm. Meslek hayatıma TEDAŞ’ta başlayarak dört yıl bu kurumda görev yaptım. Vatanî görevimi İstanbul’da yerine getirdim. Daha sonra kurum değiştirerek Türk Telekom’da çalışmaya başladım ve hâlen aynı kurumda görevime devam etmekteyim.
Şiire olan ilgim, okul yıllarımda, daha genç yaşlarımda başladı. Elbistan’da “Şairistan” olarak anılan ortamda, hece ölçüsüyle şiirler yazmaya devam ettim. Şiirlerim; Elbistan Pusula, Elbistan Olay, Elbistan Sesi ve Salkım Söğüt başta olmak üzere birçok dergi ve gazetede yayımlanmıştır.
Şiirlerimle okuyucuyu duygusal ve vatan coğrafyasının sınırlarında bir yolculuğa çıkarmayı; gönül ve vatan sevgisini mısralarımla genişletmeyi amaçlıyorum. Eserlerim çeşitli antolojilere dahil oldu ve yirmiden fazla eserim, hem yerel hem de ulusal sanatçılar tarafından bestelenip seslendirildi.
Eserlerim arasında şunlar öne çıkmaktadır: Kardelen Uykusu (ikinci baskı), Salkım Söğüt Düşleri, Bir Garip Sevda Türküsü, Söz Ceyhan’a Vardı. Yakın zamanda romanım da yayımlanacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen mülakatta başarılı olarak Halk Şairi unvanını aldım. Aynı zamanda Alaska Yayınları’nda yayın koordinatörü ve kitap editörü olarak görev yapmaktayım. Değerli edebiyat ve sanatseverlerle birlikte Elbistan Edebiyat ve Sanat Derneği’ni kurdum ve kurucu başkanlığını üstlendim.
YAZMAK BENİM İÇİN SESSİZ BİR İTİRAF VE SIĞINILACAK TEK LİMANDI
SORU: Yazma tutkusu, edebiyatla ilk tanışmanız nasıl oldu? Sizi kâğıda ve kaleme yönelten o ilk kıvılcım neydi?
CEVAP: Edebiyatla gerçek bağım lise yıllarımda, kalbimin bir gönül yolculuğuna çıkmasıyla kuruldu. O yaşlarda hissettiğim yoğun duygular, günlük dilin sınırlarını zorlamaya başlamıştı. Beni kaleme yönelten asıl kıvılcım ise, kalbimde saklı tuttuğum o derin sessizliğin bir taşma noktasına gelmesiydi. Yazmak, o dönemde benim için sessiz bir itiraf ve sığınılacak tek limandı.
Kısacası; kalem, gönlümün lisanı oldu ve o gün başlayan bu yolculuk, beni bugünkü mısralarıma ulaştırdı.
ELBİSTAN BENİM HEM KÖKÜM HEM DE GÖKYÜZÜMDÜR
SORU: Beslendiğiniz ana kaynaklar nelerdir? Elbistan’ın doğası, kültürü ve insanı yazılarınızda ne kadar yer kaplıyor.
CEVAP: Beslendiğim ana kaynakların başında, binlerce yıllık Anadolu irfanı ve hece ölçüsünün sarsılmaz geleneği gelir. Elbistan’ın “Şairistan” olarak anılan o eşsiz edebi iklimi, kalemimin en güçlü dayanağıdır.
Yazılarımda Elbistan’ın doğası, kültürü ve insanı çok geniş bir yer tutar; Ceyhan Nehri’nin akışı duygularıma ritim verirken, halkımızın vakur duruşu mısralarımın omurgasını oluşturur. Ben aslında gördüğüm coğrafyayı değil, o coğrafyanın içimde bıraktığı izleri yazıyorum.
Özetle; Elbistan benim hem köküm hem de gökyüzümdür. Vatan sevgisini ve gönül coğrafyasını anlatırken ayaklarımın bu toprağa basıyor olması, şiirlerimin samimiyetinin kaynağıdır.
SORU: Halen EDE-BİSTAN Elbistan Edebiyat ve Sanat Derneği başkanlığını yürütmektesiniz. Dernek kurma fikri nasıl doğdu? Derneğin temel misyonu ve vizyonu nedir?
CEVAP: Bizim yolculuğumuz aslında bir yıl öncesinde, bir kitap kafenin o sıcak ve huzurlu köşesinde başladı. Bir avuç genç ve heyecanlı yürekle, kitapların rehberliğinde kurduğumuz kitap kulüpleri, zamanla ruhumuzdaki mısraları bir araya getirdi. O kafede düzenlediğimiz şiir akşamları, sadece mısraların değil, ortak bir idealin de filizlendiği anlardı.
Şiir okudukça kalabalıklaştık, paylaştıkça büyüdük. Sonunda bu samimi edebiyat yolculuğunu bir adım öteye taşımaya karar verdik ve bu güzel birliktelik resmiyet kazanarak EDE-BİSTAN Elbistan Edebiyat ve Sanat Derneği’ne dönüştü.
Misyonumuz: Elbistan’ın “Şairistan” olarak anılan o kadim mirasını devralmak; genç yetenekleri edebiyatın ve sanatın iyileştirici gücüyle buluşturarak onlara bir çatı, bir nefes olmaktır.
Vizyonumuz: Yerelden ulusala uzanan bir köprü kurarak, Elbistan’ı sanatın merkezi haline getirmek ve geleceğin şairlerini, yazarlarını bu topraklardan tüm dünyaya duyurmaktır.
Kısacası; bir kahve kokusu ve kitap sayfasıyla başlayan bu rüya, bugün şehrimizin kültür damarlarına can suyu olan bir edebiyat ve sanat kalesi olarak yoluna devam etmektedir.
EDE-BİSTAN; YAZARLARIN, ŞAİRLERİN VE SANATÇILARIN SIĞINACAĞI BİR LİMAN, YÜREKLERİNİ ISITTIĞI BİR OCAK OLDU
SORU: Dernek yönetiminizde ağırlıklı olarak gençleri görmekteyiz. Dernek olarak genç yetenekleri keşfetme ve onlara yol gösterme noktasında ne gibi projeler yürütüyorsunuz?
CEVAP: Yönetim kurulumuz; genç mühendisler, öğretmenler, şairler, yazarlar, ressamlar, avukatlar, yöneticiler ve müzisyenlerden oluşan çok sesli bir yapıya sahiptir. Bu dinamik ekip sayesinde sanatı Elbistan’ın her sokağına taşımayı hedefliyoruz.
Faaliyetlerimizi ve projelerimizi şöyle özetleyebilirim:
Doğadan Sanata Elbistan Günleri: Elbistan Belediyemiz ve paydaşlarımız ile birlikte, Ceyhan’ın kıyısında 3 gün süren ve büyük ilgi gören “Doğadan Sanata Elbistan Günleri” projesine imza attık. Doğayla sanatı bu büyük organizasyonda buluşturduk.
Kitap Tanıtım ve İmza Günleri: Edebiyat dünyamızın iki değerli yazarı için, şehrimizde büyük yankı uyandıran iki büyük kitap tanıtımı ve imza günü gerçekleştirdik. Okurlarımızı usta kalemlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşadık.
Bağlama Kursu ve Atölyeler: Şehrimizin tınısını yaşatmak adına bağlama kursumuzu açtık. Bunun yanı sıra resim ve şiir atölyeleri kuruyor, sanatın her dalında üretim yapıyoruz. Kitap kulübümüzde ise en nitelikli tahlillerle edebi derinliğimizi artırıyoruz.
Kültürel Bellek: “Türkü Hikâyeleri Gecesi” etkinliklerimizde türkülerimizi analiz ediyor, şiir akşamları gerçekleştiriyor ve üstatlarımızın hayatını konuşarak geleneğimizi diri tutuyoruz.
Kitap Fuarı ve Şehir: Belediyemizle birlikte hayata geçirdiğimiz 1. Elbistan Kitap Fuarı ile şehrimizin kültürel kimliğine büyük bir ivme kazandırdık.
Edebiyat Arabası ve Gelecek: Yakında Elbistan’ı tüm Türkiye’ye duyuracak bir projeyi hayata geçireceğiz. “Edebiyat Arabası” ile köy okullarına gidecek; evlatlarımızı boyalarla, kitaplarla ve edebiyatın coşkusuyla buluşturarak sanatın sıcaklığını her haneye taşıyacağız.
Özetle EDE-BİSTAN; şairlerin, yazarların, şairlerin ve sanatçıların sığınacağı bir liman, yüreklerini ısıttığı bir ocaktır.
BİZ BURADA SANATI, FİLDİŞİ KULELERDE DEĞİL; HALKIN TAM KALBİNDE, CEYHAN’IN KIYISINDA YAPIYORUZ
SORU: Elbistan gibi köklü bir ilçede edebiyat ve sanat etkinlikleri halktan nasıl bir ilgi görüyor? Yerel halkın sanata bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
CEVAP: Elbistan halkının sanata ve edebiyata yaklaşımı, aslında bu toprakların genetiğinde var olan o köklü geçmişle doğrudan ilintilidir. Halkın sanata bakışını ve bize gösterilen ilgiyi şöyle değerlendirebilirim.
Elbistan, sadece bir ilçe değil; tarih boyunca ozanların, ariflerin ve söz üstatlarının yetiştiği bir irfan mektebidir. Bu yüzden halkımızın edebiyat ve sanat etkinliklerine gösterdiği ilgi, bir izleyiciden ziyade bir “sahip çıkma” duygusu taşımaktadır.
Samimi Bir Teveccüh: Düzenlediğimiz şiir akşamlarında veya kitap tanıtımlarında, salonların hınca hınç dolması halkımızın sanata olan açlığının ve saygısının en büyük kanıtıdır. Biz burada sanatı, fildişi kulelerde değil; halkın tam kalbinde, Ceyhan’ın kıyısında yapıyoruz.
Gelenek ve Gelecek Buluşması: Özellikle “Türkü Hikâyeleri Gecesi” gibi etkinliklerde, yaşlılarımızda kadim bir özlemin dindiğini, gençlerimizde ise yeni bir keşif heyecanının başladığını görüyoruz. Halkımız, kendi öz değerlerini modern bir dille sunan her türlü sanat hareketini bağrına basıyor.
İştirakçi Bir Toplum: Yerel halkımız sadece izlemekle kalmıyor; bağlama kurslarımıza, resim atölyelerimize ve kitap kulüplerimize bizzat katılarak bu sürecin bir parçası oluyor. Elbistanlı hemşerilerimiz için şiir, sadece bir hobi değil; bir dertleşme ve kendini ifade etme biçimidir.
Özetle; Elbistan halkı, sanatı hayatının içine yerleştirmiş, sözün kıymetini bilen vakur bir kitledir. Bizim EDE-BİSTAN olarak gördüğümüz bu yoğun ilgi, yaptığımız işin ne kadar doğru bir zemine oturduğunu bize her gün yeniden hissettiriyor.
BİZİM GÖREVİMİZ “ŞAİRİSTAN” SANCAĞINI YERE DÜŞÜRMEDEN BU TOPRAĞIN RUHUNU MISRA MISRA GELECEĞE TAŞIMAK
SORU: Elbistan, Abdürrahim Karakoç ve Bahattin Karakoç gibi dev isimlerin memleketi. Bu mirasın omuzlarınıza yüklediği sorumluluklar hakkında neler söylersiniz?
CEVAP: Abdürrahim ve Bahattin Karakoç gibi devlerin yetiştiği bu topraklarda kalem oynatmak, benim için bir onur olduğu kadar ağır bir vebaldir. Elbistan, bu büyük ustalar sayesinde kelimelerin tartıldığı, şiirin bir hayat biçimi olduğu bir okul haline gelmiştir.
Bu mirasın omuzlarıma yüklediği asıl sorumluluk; sıradanlığa kaçmadan, o köklü geleneğin hakkını verebilmektir. Karakoçların gölgesinde yürümek, aslında kendi sesini ararken o dev çınarların nezaketine ve derinliğine sadık kalmayı gerektiriyor. Bizim görevimiz, bu “Şairistan” sancağını yere düşürmeden, bu toprağın ruhunu mısra mısra geleceğe taşımaktır.
Kısacası; bizler o büyük ustaların bıraktığı yerden denize dökülen nehirleriz; okyanusa ulaşmaya çalışırken geçtiğimiz yatağı, yani Elbistan’ı unutmama sorumluluğunu taşıyoruz
ELBİSTAN’IN ADINI TÜM TÜRKİYE’YE DUYURACAK DEV BİR “KÜLTÜR SANAT ŞÖLENİ” HAZIRLIĞINDAYIZ
SORU: Masanızda bitmeyi bekleyen yeni bir kitap çalışması veya dernek bünyesinde hayata geçirmeyi planladığınız büyük bir etkinlik var mı?
CEVAP: Hem bireysel yazı hayatımda hem de EDE-BİSTAN çatısı altında durmaksızın üretmeye devam ediyoruz. Gelecek günler, Elbistan’ın kültür iklimine taze nefesler katacak yeni müjdelerle dolu.
Masadaki Yeni Eser: Roman Yolculuğu: Bugüne kadar dört şiir kitabıyla okurlarımın gönül kapısını çaldım. Ancak şu an masamda bitmek üzere olan ve beni çok heyecanlandıran bir roman çalışmam var. Bu eserle, şiirdeki o imgesel anlatımı kurgunun gücüyle birleştirerek okurlarımı farklı bir atmosferde ağırlamayı hedefliyorum.
Gelecek Büyük Etkinlik: Elbistan Kültür Sanat Şöleni: Dernek olarak, Elbistan’ın adını tüm Türkiye’ye duyuracak dev bir “Kültür Sanat Şöleni”hazırlığındayız. Ulusal düzeyde şairlerin, yazarların ve sanatçıların katılımıyla Elbistan’ı sanatın merkezi haline getirecek kapsamlı bir buluşma olacak.
“YAZDIM VE HEMEN YAYINLAMALIYIM” ACELECİLİĞİNE ASLA DÜŞMEYİN
SORU: Yolun başındaki şair ve yazar adaylarına “mutlaka yapın” veya “asla yapmayın” diyeceğiniz üç temel tavsiye ne olurdu?
CEVAP: Yolun başındaki kalem dostlarıma, bu uzun ve ince yolda rehberlik edebilecek, kendi tecrübelerimden süzülen üç temel tavsiyem şunlardır:
Nitelikli Okumayı Yazmanın Önüne Koyun (Mutlaka Yapın): İyi bir yazar ya da şair olmanın ilk şartı, yazmaktan çok okumaktır. Sadece güncel eserleri değil, geleneğin köklerini de; yani Karakoçları, Akifleri, Yunusları özümseyerek okuyun. Beslenmeyen bir kalem, bir süre sonra sadece kendini tekrar eder. Kendi sesinizi bulmak için önce “büyük sesleri” duymanız gerekir.
Sabırla Demlenmeyi Öğrenin (Asla Yapmayın): “Yazdım ve hemen yayımlamalıyım” aceleciliğine asla düşmeyin. Kelimelerin de tıpkı bir çay gibi demlenmeye ihtiyacı vardır. Yazdığınız bir metni nadasa bırakın, üzerinden zaman geçtikçe ona yabancı bir gözle bakmaya çalışın. Ham mısralarla yola çıkmak, yolculuğu yarıda bırakabilir; sabır, sanatın en sadık yoldaşıdır.
Samimiyetten ve Köklerinizden Kopmayın (Mutlaka Yapın): Yazdıklarınızda samimi olun ve ayaklarınızın bastığı toprağı, yani kendi coğrafyanızın ruhunu ıskalamayın. Başka hayatlara öykünmek yerine, kendi gönül dünyanızdaki cevheri işleyin. Unutmayın ki; yerel olmayan, evrensele ulaşamaz. Kendi Ceyhan’ınızın sesini duyuramazsanız, okyanusun gürültüsünde kaybolursunuz.
Özetle; çok okuyun, az ama öz yazın ve mısralarınızın merkezine her zaman insanı ve samimiyeti koyun
UNESCO EDEBİYAT ŞEHRİ PAYESİ, ELBİSTANLI HER ŞAİRİN MISRASINA BİR ÖZGÜVEN, HER YAZARIN KALEMİNE BİR DÜNYA VİZYONU KATMIŞTIR
SORU: Kahramanmaraş Unesco tarafından edebiyat şehri ilan edildi. Unesco Edebiyat şehri olmamız Elbistan’da nasıl karşılandı, biraz bahseder misiniz?
CEVAP: UNESCO Edebiyat Şehri unvanı, Kahramanmaraş’ın bin yıllık söz ve irfan geleneğinin uluslararası bir tescilidir. Bu kutlu payenin Elbistan’daki yansımasını şu şekilde ifade edebilirim:
Ortak Bir Gurur Tablosu: Bu unvan Elbistan’da büyük bir heyecan ve “hak edilmişlik” duygusuyla karşılandı. Çünkü Kahramanmaraş’ı edebiyatın başkenti yapan ruhun en güçlü damarlarından biri de “Şairistan” olan Elbistan’dır. Karakoçların, Mahsuni Şeriflerin, Hayati Vasfi Taşyürekler’in ve Derdiçoklar’ın mayaladığı bu topraklar, bu unvanın en büyük paydaşlarından biridir.
İlçelerle Bütünleşen Bir Vizyon: Bu unvanın sadece merkezle sınırlı kalmayıp ilçelere yayılması, yerel yönetimlerimiz ve derneğimiz için yeni bir vizyon kapısı açtı. Elbistan Belediyesi ile yürüttüğümüz projeler ve EDE-BİSTAN olarak hayata geçirdiğimiz etkinlikler, Maraş’ın bu küresel markasını ilçemizde temsil etme gayretidir.
Özetle; UNESCO Edebiyat Şehri payesi, Elbistanlı her şairin mısrasına bir özgüven, her yazarın kalemine bir dünya vizyonu katmıştır. Bizler bu unvanın hakkını vermek için sadece Kahramanmaraş’ın değil, dünyanın da duyacağı bir sesle yazmaya ve üretmeye devam ediyoruz.
BİRİNCİ KİTAP FUARI İLE BİR TOHUM EKTİK, ŞİMDİ O TOHUMLARIN DEV BİR ÇINARA DÖNÜŞMESİ İÇİN KOLLARI SIVADIK
SORU: Bu yıl Elbistan’da 1. Kitap fuarının hayata geçmesinde şahsınız ve dernek olarak öncülük ettiniz, yaşadığınız zorluklardan ve güzelliklerden kısaca bahseder misiniz?
CEVAP: Elbistan’ın kültürel hafızasına kazınan 1. Kitap Fuarı süreci, sadece bir etkinlik değil; Elbistan’ın asaletini ve sanata olan tutkusunu tüm Türkiye’ye gösteren bir gönül ve kültür seferberliği oldu. Bu süreci ve gelecek hedeflerimizi şöyle özetleyebilirim:
Zorlukların Ötesinde Bir Vizyon: Bir “ilk”i gerçekleştirmenin getirdiği lojistik yükler elbette yorucuydu. Ancak biz bu zorlukları, Elbistan’ın “Şairistan” kimliğini ulusal bir markaya dönüştürmek için seve seve göğüsledik.
Elbistan Misafirperverliği ve Samimiyet: Bugün Türkiye’nin dört bir yanından gelen yayınevleri ve yazarlar, Elbistan’da gördükleri o nezih ilgiyi ve samimi karşılamayı konuşuyor. Fuarın sıcaklığı ve canlılığı, projemizin ne kadar doğru bir zemine oturduğunun en haklı kanıtıdır.
Paydaşlarımızın Gücü: Bu başarı; Elbistan Belediyemiz başta olmak üzere, bu hayale inanan tüm paydaşlarımızın ortak gururudur. Kurumsal iş birliklerinin bir şehri nasıl dönüştürebileceğini bu fuarla herkese gösterdik.
Kitap Fuarı İçin Şimdiden Bismillah: İlk fuarın yankıları sürerken, bizler durmuyoruz. Halkımızdan gelen yoğun talep ve motivasyonla, 2. Elbistan Kitap Fuarı için hazırlıklarımıza şimdiden başladık. Gelecek yıl, çıtayı daha da yukarı taşıyarak daha fazla yazar ve yayınevini Elbistan’ın misafirperverliğiyle buluşturacağız.
Özetle; 1. Kitap Fuarı ile bir tohum ektik, şimdi o tohumun dev bir çınara dönüşmesi için kolları sıvadık. Elbistan, sanatın ve kitabın kalbi olmaya devam edecek.
MESDER, ŞEHRİMİZİN EDEBİYAT HAFIZASINI DİRİ TUTAN VE BU MEŞALEYİ YARINLARA TAŞIYAN ÇOK KIYMETLİ BİR KALEDİR
SORU: Kahramanmaraş Edebiyat ve Sanat Derneği MESDER’in faaliyetlerini takip etmektesiniz. Bu etkinlikleri nasıl buluyorsunuz,? Mesder hakkında neler söylersiniz?
CEVAP: MESDER, şehrimizin edebiyat hafızasını diri tutan ve bu meşaleyi yarınlara taşıyan çok kıymetli bir kaledir. Bir edebiyat gönüllüsü ve Elbistan’daki çalışmaların bir temsilcisi olarak MESDER’i şu şekilde değerlendiriyorum:
Şehrin Edebi Vicdanı: MESDER, Kahramanmaraş’ın o kadim edebiyat ruhunu temsil eden bir okul gibidir. Gelenekle moderni buluşturan etkinlikleri ve sadece merkezle sınırlı kalmayıp tüm ilçelere ilham veren kapsayıcı yapısıyla tam bir birleştirici güçtür.
Nitelikli ve Samimi Bir Çatı: Düzenledikleri imza günlerinden edebiyat söyleşilerine dergi çalışmalarından şiir akşamlarına kadar her faaliyetin arkasında büyük bir emek ve entelektüel derinlik görüyorum. MESDER çatısı altında yürütülen her çalışma, “Edebiyat Şehri” unvanının içini en samimi ve dolu şekilde dolduran icraatlardır.
Ortak Bir Yolculuk: Bizlerin Elbistan’da, EDE-BİSTAN olarak yürüttüğümüz çalışmalar ile MESDER’in merkezdeki gayretleri birbirini besleyen damarlar gibidir. MESDER, ; şairlerin, yazarların ve sanatçıların omuz omuza verdiği bir kardeşlik platformudur. Bu birliktelik, Kahramanmaraş’ın kültürel şahlanışının en büyük teminatıdır.
Özetle; MESDER, bu toprakların sözünü dünyaya duyurma gayretindeki en önemli yol arkadaşımız. Sergiledikleri bu özverili duruş, şehrimizin edebiyat sancağını her zaman yükseklerde tutmaktadır.
EDEBİYAT BİR SIĞINAKTIR
SORU: Salkım Söğüt okurlarına ne gibi bir mesajınız olur?
CEVAP: Salkım Söğüt Okurlarına ve Gönül Dostlarına Selam
Salkım Söğüt dergimizin kıymetli okurlarına, aynı sayfaları paylaştığımız bir yazar dostları olarak kalbi selamlarımı iletiyorum.
Edebiyat Bir Sığınaktır: Dünyanın gürültüsünden, hızından ve yorgunluğundan kaçıp nefes alabileceğimiz en huzurlu gölge, edebiyatın gölgesidir. Salkım Söğüt, bizler için kâğıda dökülmüş bir memleket sevdası, ruhlarımızı dinlendiren kadim bir menzildir. Bu kıymetli yolculukta bizlere eşlik ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum.
Okumak Bir Eylemdir: Sizler sadece birer “okur” değilsiniz; sizler bu kelimelerin, bu duyguların ve bu kadim kültürün nöbetçilerisiniz. Bir dergiyi eline alıp o satırlarda kendine yer açan her okur, aslında şehrimizin ve ülkemizin kültürel geleceğine bir tuğla koymaktadır.
Birlikte Büyüyoruz: Bizler yazarken ne kadar heyecan duyuyorsak, sizin o satırlara dokunurken hissettiğiniz duyguyla bu eserler tamamlanıyor. Salkım Söğüt çatısı altında büyüyen bu bağ, Elbistan’dan Maraş’a, Maraş’tan tüm Türkiye’ye uzanan bir gönül köprüsüdür.
Salkım Söğüt’ün gölgesi üzerinizden eksik olmasın. Kelimelerin gücüne inanın, edebiyatın iyileştirici kollarına kendinizi bırakın. Yazmaya, okumaya ve bu güzel aileyi büyütmeye devam edelim. Hepinize muhabbetle…
EDEBİYATI TEK BİR KELİMEYLE ÖZETLEMEM GEREKİRSE O KELİME KESİNLİKLE “VEFA” OLURDU
SORU: Son olarak, Ömer Kaya için edebiyat tek bir kelimeyle ifade edilseydi, o kelime ne olurdu ve neden?
CEVAP: Bu derinlikli röportajı, hayatımın merkezindeki o tılsımlı kelimeyle mühürleyelim:
Edebiyat: “Vefa”. Eğer edebiyatı tek bir kelimeyle özetlemem gerekirse, o kelime kesinlikle “Vefa” olurdu. Neden mi? Geçmişe Vefa: Edebiyat, bizden önce bu topraklarda nefes almış, dertlenmiş ve söz söylemiş olan üstatlarımıza; Karakoçlara, Mahsunilere, Yunuslara olan gönül borcumuzu ödeme biçimidir. Onların bıraktığı mirası sahipsiz bırakmamaktır. Toprağa Vefa: Doğduğumuz, suyunu içtiğimiz, havasını soluduğumuz Elbistan’ın ruhunu, Ceyhan’ın sesini kâğıda dökerek o toprağın hakkını vermektir. İnsana Vefa: İnsanın en saf hallerini, acısını, umudunu ve sevdasını kelimelerle koruma altına almaktır. Unutulmaya yüz tutmuş değerleri bir mısrayla yeniden hayata döndürmektir. Benim için yazmak da, dernek çatısı altında mücadele etmek de aslında tek bir gayeye hizmet ediyor: Bizi biz yapan değerlere sadık kalmak ve bu “Vefa” borcunu gelecek nesillere tertemiz bir edebi miras bırakarak ödemek.
Bu güzel ve zevkli söyleşi için çok teşekkür ediyorum.
Ben teşekkür ederim, bana bu imkânı sunduğunuz için.
Kategoriler
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Benzer İçerikler
© 2025 MESDER - Tüm Hakları Saklıdır...

