dergi

Şairler Şehrinin Tanığı: Murat Zencir

Ana Sayfa » E Dergi - Salkım Söğüt » Biyografi » Şairler Şehrinin Tanığı: Murat Zencir
Şairler Şehrinin Tanığı: Murat Zencir
mesder mesder Biyografi 02 Ocak 2026 214 0

Mürekkep, Ahşap ve Dijital Vizör Arasında Geçen Bir Ömür…

Kahramanmaraş, Türk edebiyatının “Yedi Güzel Adam”ını bağrından çıkarmış, sokaklarına şiir sinmiş, havası kelam ile ağırlaşmış kadim bir şehirdir. Bu şehirde gazetecilik yapmak, sadece haberi iletmek değil, aynı zamanda şehrin ruhunu kayda geçirmektir. İşte Murat Zencir, bu zorlu coğrafyada, yerel basının daktilo şeridinden dijital piksellere geçişine şahitlik etmiş, hem haberin peşinde koşmuş hem de ahşabı ve kelimeleri yontarak kendi hikayesini inşa etmiş bir isimdir.

Mürekkep, Ahşap ve Dijital Vizör Arasında Bir Ömür

 

Resmi kayıtlarda 1971 yazsa da, biyolojik saati 1967’de işlemeye başlayan Zencir, Türkiye’nin bürokratik gerçekleri ile hayatın doğal akışı arasındaki o tanıdık çelişkinin içine doğdu. Bu “geç yazılma” hikayesi, belki de onun hayata karşı hep bir adım önden gitme, zamanı yakalama telaşının ilk işaretiydi.

 

 Topraktan Kaçış, Kaleme Sığınış: Gençlik Yılları

 

Murat Zencir’in gençliği, Türkiye’nin çalkantılı politik atmosferinden sıyrılıp kendi yolunu bulma arayışıyla geçti. İlk, orta ve lise eğitimini Kahramanmaraş’ın tanıdık sokaklarında tamamladıktan sonra, 1990 yılında Trakya Üniversitesi Tekirdağ Ziraat Fakültesi’nin yolunu tuttu. O dönemde ziraat mühendisliği, garantili bir gelecek ve toplumsal statü demekti. Ancak Zencir’in ruhunda, toprağı işlemekten ziyade kelimeleri işleme arzusu filizleniyordu.

 

Hayatının en kritik kararlarından birini, mezuniyetine ramak kala, 4. sınıfta verdi. Diplomanın güvenli limanını reddederek okulu terk etti. Bu, “yarım kalmışlık” değil, aslında “kendi hikayesini yazma” cesaretiydi. Ziraat fakültesinin koridorlarında aradığını bulamayan genç Murat, 1992 yılında Dünya Gazetesi’nin kapısından girdiğinde, asıl fakültesinin “hayat” ve “basın” olduğunu anlayacaktı.

 

 Yerel Basında Bir Devrimci: “İlk”lerin Adamı

 

1992’den 1998’e kadar Dünya Gazetesi’nde pişen Zencir, gazeteciliğin mutfağını burada öğrendi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ifa ettiği askerlik görevi, onun için kısa bir soluklanma, bir nevi “gurbet” molasıydı.

 

2001 yılında Kahramanmaraş’a döndüğünde, yerel basın tarihine geçecek bir değişimin öncüsü olacaktı. O yıllarda yerel gazetecilik, genellikle gönüllülük esasına dayalı, imkanların kısıtlı olduğu bir alandı. Murat Zencir, Kahramanmaraş basın sektöründe maaşla çalışan ilk muhabir olarak, bu mesleğin bir hobi değil, profesyonel bir iş olduğunu kanıtladı.

 

Daha da önemlisi, teknolojinin taşrayı yeni yeni dönüştürdüğü bir dönemde, boynunda asılı duran ilk dijital fotoğraf makinesiyle görüldü. Film banyosu bekleme devrini kapatan, haberi anında görselleştiren bu hamle, Kahramanmaraş yerel basınında bir milattı. Yorum, Doğu Akdeniz, Cemrehaber, Kenthaber, Okyanus… Şehrin neredeyse tüm köklü gazetelerinde izi vardı. Kimi zaman Yazı İşleri Müdürü olarak manşetleri belirledi, kimi zaman bir grafiker titizliğiyle Madalyalı Tek Şehir Kahramanmaraş dergisinin sayfalarını tasarladı. Gazete mutfağının hem patronu hem işçisiydi; mürekkep kokusunu ciğerlerine kadar çekmişti.

 

 Bürokrasinin Soğuk Koridorlarında Bir Sıcak Ses

 

Yıllar süren koşturmaca, uykusuz geceler ve manşet telaşının ardından, 2010 yılında kariyerinde yeni bir sayfa açıldı. Dönemin Belediye Başkanı Mustafa Poyraz’ın davetiyle, “karşı kıyıya”, yani haberin kaynağı olan belediyeye geçti. Kahramanmaraş Belediyesi Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde Haber Merkezi sorumluluğunu üstlendi.

 

Buradaki görevi zordu; gazeteci kimliğini korurken kurumun sesini duyurmak, dengeyi sağlamak zorundaydı. Ancak o, on iki yıl boyunca bu görevi, sahadan gelen tecrübesiyle harmanlayarak sürdürdü. 2022 yılında emekli olduğunda, arkasında kurumsallaşmış bir basın birimi ve sayısız bülten bıraktı.

 

 Ahşabın Dokusu, Şiirin Kokusu: Çileli Aşık Murat

 

Emeklilik, Murat Zencir için bir son değil, kabuğunu kırıp özüne dönme süreciydi. Gazeteciliğin “objektif” dilinden sıyrılıp, edebiyatın “öznel” ve duygusal dünyasına daldı. “Çileli Aşık Murat” (Ç.A.M) mahlasıyla şiirler yazması, onun geleneksel halk edebiyatına olan saygısını ve içindeki romantik başkaldırıyı simgeliyordu.

 

2021 yılında yayımladığı “Hasret Sancısı” adlı hikaye kitabı, yıllarca içinde biriktirdiği insan manzaralarının, tanık olduğu sevinçlerin ve hüzünlerin kağıda dökülmüş haliydi. Sadece yazmakla kalmadı; Kahramanmaraş Edebiyat ve Sanat Derneği (MESDER) yönetiminde yer alarak ve Edebiyatın Başkenti dergisini sanal ortamda yayınlayarak, şehrin edebi mirasını dijital çağa taşıdı. Okullarda gençlerle buluşup onlara edebiyatı aşılaması, “geleceğe yatırım” vizyonunun bir parçasıydı.

 

Ancak Zencir’in elleri sadece kalemi değil, ahşabı da sevdi. Emekliliğinde mobilya ve ahşap işlerine yönelmesi, onun “üretme” tutkusunun bir başka tezahürüydü. Bir tahta parçasını yontup şekil vermekle, bir cümleyi kurgulayıp hikaye oluşturmak, onun dünyasında aynı zanaatın parçalarıydı.

 

İki kız, iki erkek evlat babası olan Murat Zencir, Kahramanmaraş’ın sadece sokaklarını değil, kültürel hafızasını da adımlamış bir isimdir. O, ziraat fakültesini bırakma cesaretiyle kendi kaderini tayin etmiş, dijital fotoğraf makinesiyle yerel basına çağ atlatmış ve “maaşlı ilk muhabir” olarak meslek onurunu savunmuştur.

 

Bugün, ahşap atölyesindeki talaş kokuları ile çalışma masası üzerindeki kitapların kokusu birbirine karışırken, Murat Zencir hâlâ üretiyor. Onun hikayesi, taşrada gazeteci olmanın zorluğu, edebiyata tutunmanın güzelliği ve hayatı kendi elleriyle yontmanın ustalığı üzerine yazılmış ilham verici bir yaşam tarzıdır.

Yükünüz ağır olabilir, siz yardım istemeden omuz verecek nadir insanlardan biridir…

Kategoriler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

Benzer İçerikler

© 2025 MESDER - Tüm Hakları Saklıdır...