
-UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte edebiyatın insan inşasındaki rolü vurgulanarak yazarın fikir dünyası mercek altına alındı
-Tasavvufi derinliğiyle bilinen Yusufçuk eseri üzerinden modern dünya eleştirisi ve gönül felsefesi gençlerle birlikte tartışıldı
Kahramanmaraş Edebiyat ve Sanat Derneği (MESDER) Söyleşi Salonu’nda, Şair ve Yazar Nimet Tekerek’in yönetimiyle “Gençlerle Satır Arası Sohbetleri” programının üçüncüsü gerçekleştirildi. 25 Nisan Cumartesi günü yoğun katılımla yapılan etkinlikte, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli mütefekkirlerinden Sâmiha Ayverdi’nin hayatı ve “Yusufçuk” eseri üzerinden “insan inşasında edebiyatın rolü” derinlemesine tahlil edildi.
Programın içeriğine dair bilgiler veren Şair ve Yazar Nimet Tekerek, sohbetlerin üç ana başlık üzerinden ilerlediğini belirtti. Tekerek, ilk aşamada gençlerle yazma pratikleri, metin tahlilleri ve imge oluşturma üzerine çalıştıklarını ifade etti.
Önceki haftalarda doğadan ve dış dünyadan metne aktarım süreçlerini nergis çiçeği üzerinden işlediklerini hatırlatan Tekerek, ikinci aşamada ise eser mütalaalarına geçtiklerini söyledi. Sâmiha Ayverdi’nin sadece bir yazar değil, aynı zamanda “ruh mayalayan” bir fikir insanı olduğuna dikkat çeken yazar, Ayverdi’nin edebiyat camiasında “Sâmiha Anne” olarak anılmasının nedenlerini katılımcılarla paylaştı.
Sâmiha Ayverdi’nin tasavvuf ile Osmanlı münevver yapısını harmanlayan hayatına değinen Tekerek, yazarın dönemin siyasi ve kültürel krizlerine getirdiği yaklaşımları özetledi. Ayverdi’nin “Şükür ki akıl kanadından kurtuldum” sözüne atıfta bulunan Tekerek, onun aklın karşısına akılsızlığı değil, aşkı koyduğunu vurguladı.
Modern dünyanın maddiyata dayalı refah anlayışını eleştiren Ayverdi’nin felsefesini aktaran Tekerek, “Batı, maddi refahı dünyaya yayarken halkları fakirleştirmiş, bu durum devasa bir maneviyat boşluğu doğurmuştur. Ayverdi’ye göre bu eksiklik ancak aşk ve gönül medeniyetiyle, ‘insan-ı kâmil’ modeliyle aşılabilir” tespitinde bulundu.
Programın odak noktası olan Yusufçuk eserinin tahlilinde, dünyevi telaşlar ile ruhsal dinginlik arasındaki çatışma ele alındı. Tekerek, Ayverdi’nin eserdeki ifadeleri üzerinden gönlü bir söğüt ağacına benzettiğini; dış dünyanın bataklık suyunu alıp, süzerek tertemiz bir yağmur damlası gibi kâinata geri vermenin insanın asıl vazifesi olduğunu belirtti.
Karşılıklı fikir alışverişi şeklinde ilerleyen programda, katılımcı gençler de kitaptaki imgeler üzerine yorumlar yaptı. Bir katılımcının eserdeki “kedi” metaforuna dikkat çekerek, “Zahmet çekmeden, yüksek duvara tırmanmak yerine kapı altından çamura bulanarak geçmek, süfliyet çamuruna batmayı simgeliyor” şeklindeki tahlili dikkat çekti.
Başka bir dinleyici ise Ayverdi’nin eserdeki “lambanı yakma” ifadesini, Cahit Sıtkı Tarancı’nın ölümü ve aydınlığı ele alış biçimiyle karşılaştırarak, Doğu ve Batı eksenli ölüm algısındaki farklılıklara vurgu yaptı.
Etkinliğin ardından değerlendirmelerde bulunan MESDER Başkanı Ali Avgın, programa gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Avgın, “Nimet Tekerek Hocamızdan, mütefekkir ve yazar Sâmiha Ayverdi’nin fikir dünyasını dinledik. Gençlerimizle gerçekleştirdiğimiz bu verimli sohbetler sürecek. Programı yöneten hocamıza ve bilhassa gençlerimize teşekkür ederiz” açıklamasını yaptı.

Kategoriler
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Benzer İçerikler
© 2025 MESDER - Tüm Hakları Saklıdır...

