Salkım SöğütŞiir

Kapı

KAPI

I.
Kapı…
Kuş tüneği çalı,
kiraz alı,
zeytin dalı,
at nalı.
Rengarenk
bezeklerle işlemeli.
Eşiğinde 
Sadi’nin;
“Birkaç damla kan,
Bin bir endişe”
dediği insan seli.

II.
Hani 
eşikte devinirken kalbim,
başlama noktasından çıkamamış
safkan bir at gibi,
terleyen bilincimi kırbaçladı
ötelerden gelen
o esrarlı ses;
-Uzlet selamettir!
Tenhana mukayyet ol!
dedi
ve ardına bakmadan gitti…
 -Alınmamış selam,
varılmamış sıla,
öpülmemiş yâr değil midir şimdi bana,
gönül atımı koşmadan çatlatan dünya?

III.
Allı morlu güller
aşina bir yastır bana,
geceden sıyırdığım siyah tüller
yıldızlı libastır bana.
Anladım ki
Ben buralı değilim,
bana göre değil
bu yurtsuz kalabalık.
-Başka yerler tekinsiz
 kalbine dön!
‘Kalbine dön’
 diye haykırır
gözyaşımda çırpınan balık. 

IV.
Göğsümdeki fetretin
nöbetidir bu ağrı…
Kesret İçre Vahdet’in
davetidir bu  çağrı.

V.
Ey Ömer!
Ya beni yanına çağır
ya bu azgın kalabalığı dağıt!
Adalet’in boynunu
büktürme bana…
 -Levh-i mahfuza geçsin 
yazdığım bu kâğıt,
Nuşirevan’ın zincirini
çektirme bana.

VI.
Ya Rab!
Bu kapının kuluysam
açmadan soldur beni.
Aşkın ile kokmazsam
kendi ellerimle yoldur beni.
Çünkü kalbim;
bir tek senin için çarpar
ve bilirim ki siyah güller
yalnızca kendi toprağında açar.

VII.
Rahat uyu,
rahat uyu!
Ey göğüs kafesimde
kımıl kımıl çatlayan at,
bin pirus zaferinden üstündür inan,
yapayalnız bir ricat.
Kimin ardına düşer, verdiği son nefes?
Kimin rûhuna şifa olmuş ki bu dünyadan aldığı heves.
Hangi kelâm galebe çalabilir Aşk’a
ya da
hangi düşmanın gücü yetebilir kendinle verdiğin savaşa?

VIII.
Elbet bir kavgadır dava,
Kimi zamansa onurlu bir İnziva.
Şimdi;
unutulmuş bir erdemin
vicdanına bırakıyorum
bozduğum tüm ezberleri.
-İbadet bildim yalnızlığı,
Ebûzer’in yalnızlığını
anladığım günden beri.

Banu SANCAK

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu