Ali AVGIN Yazdı: KSÜ EDEM Bünyesinde “Türk Şiirinin Beyaz Kartalı Bahaettin Karakoç” Yâd Edildi
Ali AVGIN Yazdı: Kahramanmaraş’ta Vefa günü – Âşık Yener ve Hacı Ali Özturan Anıldı
Mehmet GÖREN Yazdı: YARPUZ Edebiyat Dergisi Yayın Kurulu Üyeleri MESDER’e konuk oldu!
Kahramanmaraş’ta Şiir Rüzgarı: MESDER 6. Geleneksel Şiir Dinletisi Düzenlendi

Kahramanmaraş Öğretmen Akademileri “Biyografi Akademisi” etkinlikleri kapsamında Kahramanmaraş Edebiyat ve Sanat Derneği (MESDER) de 01.04.2026 Günü anlamlı bir söyleşi gerçekleştirildi.Araştırmacı yazar Ramazan Avcı’nın zarif moderatörlüğü ve şair-yazar Celalettin Kurt’un derinlikli anlatımıyla şekillenen gece, “Ceyhan’dan Tuna’ya Akan Şiirleriyle Ali Akbaş” başlığı altında, adeta bir edebiyat şölenine dönüştü.
Celalettin Kurt’un sunumunda vurguladığı en çarpıcı gerçek, “kıymet bilmek” üzerineydi. Toplum olarak genellikle değerlerimizi kaybettikten sonra kalemlere sarılma alışkanlığımızı eleştiren Kurt, Ali Akbaş’ın henüz hayattayken hakkının teslim edilmesi gereken müstesna bir şahsiyet olduğunu hatırlattı.
Akbaş’ı “tek kişilik bir şiir mektebi” olarak tanımlayan Kurt, onun şiir anlayışını şu sözlerle özetledi:
“Kimi edebiyat adamlarının hep arkalarından bir şeyler yazılır, çizilir. Aslında esas mesele kıymet ehli kalemlere, yaşayan değerlere sağlıklarında değer vermek, onların bir takım marifetlerine yaşarlarken iltifatlar sunmak olmalıdır. İşte bu minvalde sağlığında kıymet sunulması gereken değerlerimizden birisi de Türk şiirinin mümtaz kalemlerinden Elbistanlı şair, yazar, eğitimci Ali Akbaş’tır. Çünkü o, Türk edebiyatı tarihinin sayfalarında yer bulan, saf ve has şiiri yakalayan, mesajlarını açık seçik vermeyen, mısralarına da zaman zaman esrarlar bırakan, ayrıca tek kişilik şiir mektebi olarak da adlandırılan bir şairimizdir.
O, saf ve has şiirin peşinde koşan; mesajını bağıra çağıra değil, mısraların arasına gizlediği esrarlı bir estetikle veren bir şairdir. Sanatı hem sanat için hem de toplumun sızısı için birer şifa kaynağı kılmıştır.
Ali Akbaş ağabeyi, uzun seneler öncesinden tanırım… Lise yıllarımda okuduğum Mükrimin Halil Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaparken, her ne kadar dersimize girmese de o zamanlar onu tanımam, sohbetlerinde bulunmam şahsen benim için bir bahtiyarlıktır. Edebiyat dünyasına adım attığım dönemlerde, onun edebiyat dergilerinde okuduğum şiirleri, ayrıca dolunay şiir şölenlerinde zaman zaman birlikte oluşumuz, çok öncelerden şiir ve sanat köprümüzü kurmuş, bizi bize yakın eylemiştir.
Türkiye’nin çok önemli dergilerinde şiirleriyle vücut bulan, çocuk edebiyatından sosyal hayata, folklora kadar Türk edebiyatına temalı eserler kazandıran hemşehrimiz, ağabeyimiz kadim ve umurlu yaşıyla hâlâ aynı çizgisini sürdürüyor.”
Aynı zamanda bestekar olan Celalettin Kurt, Ali Akbaş’ın şiirlerinin bir kısmını besteleyerek Türk musikimize de kazandırmıştı. Bu akşamki programda sazıyla Ali Akbaş’ın bestelediği şiirlerinden türküler okudu. Bunlardan en önemlileri “Göç” isimli şiirdi. Celalettin Kurt, türküyle birlikte şiirin değerlendirmesini de yaparak şunları söyledi:
“Bir kampana çalar
Analar ağlar
Oğuuul
Oğul
Sirkeci’den tren gider
Evim barkım viran gider
Biz hep atla geçtik hep Tuna’dan
Böyle geçmedik
Avrat uşak
Biz hiç böyle geçmedik
Beyler utansın
Sirkeci’den tren gider
Varım yoğum törem gider
Şair, içinde yaşadığı toplumdan beslenir. Toplumun sosyal-ekonomik ve kültürel bütün unsurları şairin ruh dünyasında olgunlaşır ve olgunlaşan yürekten dışarı sözcükler şeklinde sızar. Sızarken de sahibinin hücrelerine kadar, içinde bulunduğu dünyaya yansıtır. Aslında şairin dile getirdiği acılar, hüzünler, sevdalar yahut da neşeler toplumun acıları ve sevdalarıdır. O sözcüklerden şairin içinde yaşadığı toplumu görüp okuyabiliriz. Kısacası şair, içinde yaşadığı (Beslendiği) toplumun bütün özelliklerini yansıtır. Bu her dönem böyle olmuştur.
‘Şairlerin sözü Peygamber sözü gibi tefsire müsait olmalı’ der. Bu ifadelerden hareketle, ‘Göç’ şiirine bu kadar ağırlığın, zenginliğin katılması aynı oranda şairinin de gücünü gösterir.
Bu millet hep ağladı, dün de bugün de… Analarımız dün oğul, oğul diye “Kınalı kuzuların” arkasından ağıtlar yaktılar; ama dünkü gidenlerin analarının yüreklerinde onur vardı ışık vardı…
… Burada “Avrat-uşak” kelimeleri hem bir hüznü hem de acının, ezilmişliğin ifadesi olacak şekilde seçilmiş. Boşuna dememişti şair:
“Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.” diye.
Ramazan Avcı hocamız yine her zamanki gibi zarif üslubuyla Ali Akbaş’ın bir şiirini okuyarak programa renk kattı.
Öğretmen Akademileri Biyografi Akademisi koordinatör hocası Selçuk Kaba ve Mesder dernek başkanı Ali Avgın program sonunda konuşmacılara ve emeği geçenlere teşekkür ettiler.
Program bitiminde Celalettin Kurt’a günün anısına plaket takdim edilerek teşekkür edildi.
Bu vesile ile Kahramanmaraş Öğretmen Akademileri etkinliklerini tertipleyen Kahramanmaraş İl Milli
Eğitim Müdürlüğümüze, paydaş kurumlara özellikle edebiyat etkinliklerine ev sahipliği yapan Kahramanmaraş Edebiyat ve Sanat derneği (MESDER)’e, bilhassa Öğretmen Akademileri koordinatör hocası Selçuk Kaba, program moderatörü Ramazan Avcı, program konuğu Celalettin Kurt’a ve çok kıymetli izleyicilere ve öğretmenlerimize teşekkür ederiz.
Selam ve sevgilerle
ALİ AVGIN
Kahramanmaraş Edebiyat ve Sanat Derneği (MESDER)
Yönetim Kurulu Başkanı










Kategoriler
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Benzer İçerikler
© 2025 MESDER - Tüm Hakları Saklıdır...

